Kategoriler
Genel

Viyane,

Yapraklar dökülür bir Sonbahar’da Sessizlik sarar etrafımızı, Bi ahenk var. Gözlerinde. ruhun üşür saçların. Isıtır.yaşamaya koşarcasına viyane,

Bedenin Yıpranmış, kuşlar mırıldanır. Duyarcasına. gazete toplarlar çocuklar. Yüreklerini; Doyurmak adına. Sevgiler. Vardır dizlerini, Öğütür. Sevgiler vardır.

Sevgiler vardır eser durur. Umudu aradık, yabancılaştık. alın yazımızla karnımızı, Doyurduk. Viyane olduk yaşadık kış. bahar, Demeden. Savaştık bir dilim ekmekle.

Öğrendik Yırtık Kumaşlarla. ağladık. Bağrımıza Basarcasına. Göğe baktık. Leklenen hayata Savrulduk, Buğday olup öğütük. sevmeyi. Öğrendik Kapı, aralarında

Çırpındık Bi Dağ gibi. Sezer gider o, Memleket gözlerin. Sevgiler, Vardı. Yazmayla saran. Sevgiler Vardı iki kaş, İçinde sarmaşan. Sevgiler vardı viyane Sevgiler. Vardı. ağlayacaksına…

Delal P.

Kategoriler
Genel

Eşit, özgür aydınlık Bilimle yaşayan yaşadığı süre içinde. Sömürmeyen. Gündüzleri üşümeyen akşamları aç yatırmayan. barışın savaştan doğmayan sevgi ve saygı dan doğan bir dünya istiyoruz…!

Kategoriler
Genel

Vakitsiz başım acı,yorgunluk üzüntü, sefalet iki ekmekle karnımızı doyurduğumuz zaman üşüdüğümüz zaman çırpındığımız zaman herşeye rağmen dünyanın yükünü üstüne alıp dağ olan babaya? ne demeli her gece sonumuz ne olacak diye saçlarını yıpratan anaya? yanında yeşeren filizlere açan yapraklara! sevginin yolunu bekledik mutluğu ağladığımızda beraber olduğumuzda hepimiz sağlıklı olduğumuzda hissetsedik çocukken içimizde’ki sevgi yaş aldıkça mutsuzluğa hayatın gerçek yüzünü gördükçe boşluk olduğunu anladığımızda sevgin, merhametin bazen içimizdeki az olsa istek duygusu herşeye rağmen bir geleceği karanlık çağda yaşadığımıza rağmen yol almaya insan olmaktan yüzümüzdeki mutluluğu eksitmemeye hatalarımız eksiklerimize rağmen azda olsa onardığımız umutları tekrar inşa etmeye çalışırız. dağlarda gecen her ömür geceyi tuttuğumuz zaman aydınlığı bekleriz ah ah neden böyle bişey Yazma gereği duyguğumu merak edenler etmeyenler vardır. Hayat bazen istemeden sizi nasipsiz vefasız atar ortaya neden, niçin sebep yokken yaşarız bir amaç uğruna ona tutunuruz duygularımızı gözyaşlarımızı emek veren yüreği kocaman insanlara harcarız. Tekrar görüyorum ki ağladıkça ağladıkça göğsünü yaralayan bu hayata zorluklara rağmen değmeyen insanlara inanmak bunu sevgiyle karıştırmayın dünya sadece bunla oluşmaz sadakat samimiyet saflık gerçek sevgi hissetmek çabalamak dostluktan oluşur. Bunuda biliyoruz’ki kışın gelir havlar soğur odunlar yanar bahar gelir ama insan değişmez yüreği elinde kalmış insanların düşünce tarzları kendileri gibi düşünmeyen ama zarar veren bir döngüde çabalarlar ve Herşeye rağmen ayaktayız mücadele veririz her anımıza sevdiklerimize yüreğimizi nerde bıraktıysak orda insanlık yeşersin diye çabalarız. ( ilk yazımda bitti Telaşım Anlımda hep kavga duruyor vakitsiz bahardan mı! hırstanmı! yoksa aşktan mı?! ağladıkça ağladıkça boz kırlar yeşerecek ağladıkça güneşi tutacağız geceyi tutacağız ağladıkça boz kırlar yeşerecek göreceksin ağladıkça)…

Kategoriler
Genel

Toplumda CİNSEL AÇLIK (kısa anlatım)

Güzel bir Geceyle merhaba: Bu aralar pek yazmıyorum fark ettimde istemsizce,yoğun bir haldeyim. yazmak istediğim cümleleri sıralamak içimden o kadar geliyor ki ama bazen olmayınca olmuyor.üstüne çalıştığım bir konudan basedeceğim Toplumda CİNSEL AÇLIK basit ve kılışe gelebilir ama belkide çoğu sorundan birisi, algı sorunu. Öncelikle kavram karışması yaşamdan önce bunun ne olduğunu anlatıyım kısaca; düzenli bir seks hayatı olmayan tabiri caizse abzan olan bu nedenle açılık çekerek bir miktar deliren insanların muzdarip olduğunu sorunu iç güdüsel ve zevk yoksunu olarak tanımlayabiliriz… Eğer bir birey cinsel açlık çekiyorsa bazı algılma sorunu kafasında fanatizler kurabilir herşeyi cinsel yönelim ile bağdaştırp piskolojik ve bensel bunalıma girebilir. Peki bunun nedeni nedir erkek ve kadın neden özgür cinsel açlıklarını gideremiyorlar,çoğu zaman her iki cinsiysti söylesekte onları bu baskıda bırakan topluumun tabuları. İki birey beraber olduğunda, hemen akla gelen soru evlimisiniz? Bekaretin gitti? Namusumuzu yerle bir ettin? Ve buna benzer bir çok örnek üretebiliriz. Peki bu açlığın neden muzdarip olduğunu açıklacağım. Cinselik tabular altında kültürün oluşturduğu kavramlardan oluşur bunu körükleyen eskilere daytılan erkeği benimseyen kadının buna hoş görü gösterdiği sorundan kaynaklanır,vs gibi yanlış bilgi ve yanlış cinsel hazlara neden olur. Şöyle söyleyeyim kadın toplumda pek söz hakkı olmaıdğı için ve onu bekaret kızlık zarın yırtıldı bu tarz söylenimler ile yargılarlar bunu ayıpsansığını dolasıyla böyle bişey olduğunda sanki dünyanın sonu yada kişin şerf ve onurunu yok olduğunu zannederler et parçasının bu kadar kıymetli olduğu insanalar üzerinde büyük bir etki yaratıyor. Ve erkeklerin cinsel açlıklarında büyük bir rol oynuyor… (KIZLIK ZARI NEDİRKızlık zarı; diğer adıyla hymen, vajen girişinden 1.5cm içeride bulunmaktadır. Bu ince perdenin ortası adet kanamasının akması için açık ve deliktir ve vajina girişini tamamen kapatmaz. Bu deliğin şekli ve yapısı kızlık zarının tiplendirilmesinde kullanılır.) bu tipi Bilgileri kimse kabul etmez çünkü insanlar inanışlar içinde kendilerini eğtirler. Ve bu değişmez evliğinin önem taşıdığı bir toplumdayız evli olsalar bile kadın belli bir süre bu istekten kaçınır ve bu açlığın tekrar neden olmasını sağlar bunun arkasında olan sebeplerden birisi aile tabusu ve bunu tetikleyen düşünce tarzları ve erkeken evlik çabuk menopozluk erkeklerde çabuk sertleşme bozukluğu gibi nedenler olur. Erkeklerden bahsedecek olursakta neden onların bu kadar açlık çektikleri ve bunu tecavüz/taciz/vs gibi durumlarla karşı karşıya kaldıkları diğer durum ise hijyen ve kadınların onlardan kaçınması eğer erkek paradan öte hijen dersleri verilirse bu kadın ve erkekğin kolay bir biçimde uzun bir ilişkiyi devam etirmelerini sağlar, diğer tabu ise cinseliği konuşmuyoruz anlatılmıyor kişinin bedenen kendisini ve karşı cinsi tanımasını ayıplık olarak görülüyor. Eğtim bastırlmış ahlak ile anlatılıyor, Bunu sitelerden belkide p. Sektöründen öğrenmiş oluyoruz bu her kadını her erkekği kalıplara sokmaya devam ediyor. Sîyasetin/Dinin/ekonomik /kültürel/bu dili beslemesi bu tabuları yıkmak yerine yaygınlaştırması toplumu iyice körleştirmesine neden oluyor….

Kategoriler
Genel

Doğduğumuz ev Geldiğimiz şehir bilmediğimiz aile bir neden sebep yoken yaşamamızı orda devam ettirmeye çalışırız. Yoksul, zengin işçi, sendikalar, emekçiler sabah akşama kadar çalışıp evine bir lokma götürmeye çabalayan babalar farklı ekonomik şartlar bilemden belkide zor şartlarda veya rahat bir yaşamda inançlı, inançsız bir ailede büyürüz. Gelêneklerine düşkün kültürlü bir toplum. veya sevgi saygı bilemez kadın düşmanı kadını piyasaya sunan erkeğin yanlışlarını doğru kabul eden din-devlet işleri birlikte yürütülen erken evliğin önde olduğu, insanalr arası ekonomik eşitsizliğin diğer ülkelerin bizi kıskandığı lalik bir ülke olduğumuz sanarken Atatürkçü insanalrın bile Atatürkü kötülediğini. Eğtimin sistemin sözde okutuyoruz çocuklarımızı göstermesi, mutlulukla diplımasıyla okulu bittiren kadın erkeklerin cübesini fırlatığı bir binadan atlamasıdır yada çebinde not bırakıp kendini asmasıdır. Toplumun bastırdığı cinsel arzular insanalrı kılflara büremesi onlara evlik gibi helal kılınmış bunu kürtüleştirip bunu nesilden nesle aktarmalarıdır, evliği kutsal sanan anne-baba kavramların ne olduğunu bilmeden masum bir varlık getirip acılarını ve hayatın çilesini ona yüklemeleri. Erkeklerin kadınların bendenleirne sahip olma aslında onalrı kendilerine ait olduklarını zanetmeleri şiddet-tecavüz öldürme çocuk tecavüzleri hayanları kesme sahip olma Daha ne kadar sayabilirim bilmiyorum bu toplumun cahilikle donamış yaşamı bize yansıyan zorlukları yılardır yaşadığımız ülkede alt sınıf olmamız tanrı bile sesimizi duymazken din ile bizden çalarak zengin olanlar ne demeli çabalmak mücadele etmek nereye kadar hani yaşamın Güzelikleri. Asırlardır dayanan emopze edilmiş namus kılıfı ile üstümüze dayatılan yırtık kumaşlar bedenimizin bize ait olmadığını bize hatırlatan toplum düşüncesi bizi tekrar kendimize dokunamadığımız kirli çarşaflar içinde buluruz kendimizi saklamak için yırtık kitap aralarına yada sökülmüş olan taplolara yada biri görür ayıp olur diye saçlarımızı tel tel keserek yine kadın olmanın ayıp olduğunu bile bile bunu destekyen kadın düşmanları ve kadınlar acı gerçeğin sonudur.

Resam:Andriy Bilichenko

Kategoriler
Genel

İnanç çağımızın eskilerde oluşturduğu değerlerine sahip çıkma duygusu insanların gönülerindeki samimiyet değildir. İslam dünyasıdaki bilgi, ahlak, erdem, kültür, gelenekler, onun gerçekleri örtpas etmesine engel değildir. bu onun evrensel otoritesini üretmiyor. Söylenmeyen her bilgi tarhimizden kaybolup insanların üretmesine engel sağlıyor, bir yandan yaşadığımız dönem modren bilginin oluşturduğu otoritesi etkisi altındayken bir yandan’da doğduğu andan itibaren ona empoze edilen sıtatü/güç/inanç yaşam tarzları/totem bu kavramlar onu sıkışmış bir yaşama sürükler düşünme kabiliyeti olmayan insan akıl/mantık /diyaletik/bunlara karşı hayıflanmış bir şekilde doğurunun ona söylenlerden başka hiç bir olanağa inanmaz…çünkü o en alt sınıf yoksunllukla mücadele ederken. Karını sadece tanrının var olduğunu ona söylerek ondan çalıp onu bu duruma mahkup eden birinci sınıf zenginler başka hiç bişey bırakmadılar. sınıflar arasındaki ilişkiler sömürüye dayanan bir ilişkidir. Feodal toplumlarda sömürü çokluk, üretimin köylülerden aristokrasiye doğrudan aktarılması biçiminde olur. Serfler, ya üretimlerinin belirli bir bölümünü aristokrat efendilerine vermek ya da her ay belirli günlerde lordun tarlasında, lord ve maiyeti tarafından tüketilecek olan tahılı yetiştirmek üzere çalışmak zorundadır. Çalışmasa aç kalır! tanırdan başka bişeyi yok karını doyuracak. Dinlerin kökten doğmatik olduğunu tamamen insanı sömürmeye mahkup etmeye kadınları mal olarak sunmaya sınıflar arası eştsizliği ortaya koyduğunu gözler önüne seriyor.

Kategoriler
Genel

Genelde çevreme baktığımda, ortak bir düşünce yapısı olduğunu kavramak o kadar’da zor değil. Rasyonel olarak düşündüğümüzde,neden bir (allah, yada tanrı, mamun, sire) artık adını ne koyarsanız! Neden ihtiyaç duyalım? Daha önceden zaten bunu yeterince açıklamıştım dünyada yaptığımız eylemler, deneyimler, başarılar, gerçek olduğunu açıklayabilirim.yoksa anti stipülasyozim düşeceğim, ben kişisel olarak insanların ne düşündüğünü bilmem ama her ağızdan aynı laf çıkıyorsa o zaman toplum insanlık onu düşünüyordur. Evrene baktığımızda gerçekten bir madde vardır. Döngü sürekli devam ediyor değişmeden onu sürekli haraket ettiren bir soyut bişey var… Siz bunu hemen ilahi bakış açısına çevirirsiniz herkesin kullandığı herşeyin yaratıcısı allah vardır.bir yaratıcı yoktur bu evrende herşey nedensiz yani nedeni olmayan bir nedenden gelmeyiz… ben biyoloji /gübre-toprak/kültürel/ruhsal/maddesel/ süreçlerin nedeniyim. Benim var olmam yada olmam pekte insanların umurunda değil yada eksik bir biyolojik sebep geçirmem yada farklı bir canlı olmamda. Benim gibi nedensiz milyonlarca şeyler var gerekli, gereksiz, herşey birbirini aslında tamamlıyor insan oğlu herşeye bir isim, sıfat katagori bulmuştur, herşeyin bir limiti vardır hiç bir şey kusursuz değildir evet eğer kusursuz dediğiniz yada nitelendirdiğiniz bir bişey varsada oda varoluşa karşılık herşey sonlu yani Varoluşçuluk, bireylerin tamamen özgür olduklarına ve kendileri için kişisel sorumluluk almaları gerektiğine inanmaktadır (ancak bu sorumluluk nedeniyle derin bir acı çekecek veya korkacaktır). Bu sebeple, eylem, özgürlük ve kararı temel olarak vurgulamakta ve insanlığın esas olarak saçma olmayan (acı çeken ve kaçınılmaz olan ölümle karakterize edilen) koşulunun üzerinde yükselmenin tek yolu, kişisel özgürlük ve tercihimizi gerçekleştirmektir.o halde sonu olmayan bütün sonların içinde sonsuz nitelendirdiğimiz bir son vardır. Bunu bulmak mükün olduğu kadar parodksal sorular sormakta. O kadar bizi çıkmaza götürecektir…

Kategoriler
Genel

Bakıyorum’ da etarfıma insanlara ne haldeler yoksun bir biçimde yaşamlarını hiç bir farklık olmadan devam etiriyorlar. herkes zaflarını yetirmiş bir şekilde üründen başka bişey değiler. İlkel efsanelerin koleksiyonudur,neydi yaşmak, sevmek, okumak, öğrenmek, bu kavramlar neçin var? Sadece hayatımızı çalışmak ve madde üzerine mi inşa etmek mi! kim kurtaracak ruhlarımızı karanlık kötü işlerden kim bizi arındırıracak söyleyin.

Kategoriler
Genel

Dostlarım ;

Hiç şühpe yok ki bu size seslenmek için son fırsatım. Hava kuvvetleri Mogallenes Radyosunun veri merkezi bombalandı. Sözlerim sitem değil, hayal kırıklığı taşıyor. Umarım kendi sözlerine ihanet edenlerin utancı olurlar teslim olmayacağım…Bu tarihi dönemeçete, halka olan sadakatimin bedelini canımla ödeyeceğim. Size sesleniyorum şilli’nin fakir işçileri: kapitalist toplumun avantajlarından bahsedip duran meslek örgütleri ve sendikalar tarafından yatırılan kargaşaya karşı çalışmaya devam eden yurtseverler… Size sesleniyorum ülkemin gençleri, öğrencileri şarkılarını söyleyenler bize neşelerini ve mücadele ruhunu verenler…. Yaşasın sili! çok yaşa halkım! Yaşasın işçiler #alende

Kategoriler
Genel

Ekonomi ilminin ortaya çıkış nedeni,insanoğlunun tatmini gereksinim ve ihtiyaçlarının sonsuz sayıda olmasına karşın bunları karşılayacak mal ve hizmetlerin üretiminde görev alan kaynakların kıt olmasıdır. Her toplum  hangi ekonomik sistemi kabul etmiş olursa olsun (Liberal kapital ekonomi,Sosyalist ekonomi) kıtlık ile mücadelesinde bu 2 temel sorunu başarıyla çözmek zorundadır.Toplumda bu ana sorunlar çözülemez ise , işsizlik,fakirlik ve refah düşüklüğüne sebep olacağı gibi halkın çareyi başka partilerde araması sonucu siyasi istikrarsızlık da kaçınılmaz olacaktır.

Her toplum için çözüme kavuşturulması gereken ana sorunlar 2 başlık altında toplanmaktadır. Bunları inceleyelim :

-Tam kullanım sorunu

-Etkin kullanım sorunu

1-Tam Kullanım Sorunu

Kıtlıkla mücadele eden her toplumun yapması gereken ilk şey elde ki tüm kaynakları üretime sokmaya hazır hale getirmektir. Ekonomilerin oldukça yüksek bir üretim düzeyine ulaştığı günümüzde,kıt kaynakların atıl kaldığı görülmektedir.Toprakların tamamı üretime sokulmamakta, yer altı ve yer üstünde ki doğal kaynaklar yeteri kadar işletilmemekte ve fabrikalar kapatılmaktadır. Bir ekonomide tüm faktörlerin üretime koşulmasına ‘Tam İstihdam ‘ denir. Eğer bir ekonomide üretim faktörleri çeşitli nedenler ile üretime sokulamıyorsa ‘Eksik İstihdam’ denmektedir. Tam kullanım kavramı toplumun refahını belirleyen önemli faktörlerden biridir. Eğer bir toplumda yeteri kadar istihdam alanı açılamıyorsa, doğal ve yapay kaynaklar üretime sokulamıyorsa ve fabrikalar kapanıp atıl olarak kalıyorsa o toplumda ekonomik anlamda bir buhramın olması kaçınılmazdır. Yeterli üretim koşulmaması sebebiyle istihdam alanları kapanmakta ,işsizlik artmakta ve toplumun refah seviyesi düşmektedir.Toplumlar ekonominin ana sorunlarından olan tam kullanım sorununu çözüp, eldeki kaynakları üretime sokmayı başarırsa işsizlik azalacak,istihdam artacak ve toplumun refah seviyesi yukarı doğru çıkacaktır.Böylelikle o ülkede ekonomik anlamda bir güven ortamı oluşacak ve siyasi bir istikrar söz konusu olacaktır.

2-Etkin Kullanım Sorunu

Kaynakların toplum gereksinimlerini karşılayacak şekilde üretime sokulması bir diğer ekonomik ana sorundur.Kıt kaynakları doğru ve etkin kullanmak için 3 temel soru vardır:

-Ne üretilecek,ne kadar üretilecek?

-Hangi yöntemlerle yönetilecek?

-Kimler için üretim yapılacak?

Bu 3 soruyu doğru bir biçimde yanıtlayan bütün ekonomik sistemler etkin kullanım sorununa çözüm bulurlar

A)Ne kadar üretilecek?

Hangi mal hizmetleri ne kadar üretme kararı vermek bir ekonomiyi etkin kullanmak için önemli bir faktördür.Her ekonomide çok sayıda çeşitli mal ve hizmetlerin üretilmesi söz konusu olduğu için bu soruyu yanıtlarken iyi düşünmek gerekir.Öncelik halkın acil gereksinimlerini kapsar.Toplumun sosyolojisine baktığımızda o gün ki konumu itibari ile hangi mal ve hizmet acil ihtiyaç taşıyorsa o mal hizmetin öncelikle üretilmesi esastır. Örnek vermek gerekirse , askeri anlamda  mücadele de olan bir toplum için kurşun mu önceliklidir yoksa lüks hizmet malları mı ? Bu örnekte ki gibi toplumun ihtiyaçlarına yanıt verilerek hangi mal ve hizmetin üretileceği belirlenir.Peki bu mal ve hizmetten ne kadar üretilecektir? Kurşun örneğinden gidersek , tüm piyasa faktörlerini kurşuna yöneltmek yanlıştır.Halkın diğer gereksinimlerini karşılayacak üretim faktörlerine de ihtiyaç vardır.Ayrıca çok sayıda kurşun üretimine karşı , o kadar sayıda alıcı olmaması sonucu kurşunlar bir atıl olarak ziyan olacak ve üretim sonucunda zarar edilecektir.Kaynakları etkin kullanmakta ilk amaç doğru mal ve hizmeti bulmak ve toplumun gereksinimlerini karşılayacak sayıda üretmektir.

B)Hangi yöntemlerle yönetilecek?

Kıt kaynaklar ile hangi mal ve hizmetlerin ne kadar üretileceği sorusu cevaplandıktan sonra diğer önemli faktör hangi yöntemler ile üretilmesidir.Birinci çözülmesi gereken sorun üretimi liyakatli kişilerin yapmasıdır.Tarım alanında çiftçi,eğitim alanında öğretmen , tadilat alanında ev ustası gibi örnekler de gördüğümüz gibi alanında uzman kişilerin üretimde bulunması esas olandır.Üretimde 2 farklı üretim sistemi vardır. Daha çok emek,daha az kapital dediğimiz emek üretim teknolojisi ve tam tersi olan kapital üretim teknolojisi.Bunun seçimini dikkatli yapmak önemlidir.Örnek verecek olursak tarım işçi yoğunluğu yüksek olan az gelişmiş bir ülkede, tarım işlerini makineleşme ile yapıp kapital üretim teknolojisini kullanırsak büyük sıkıntılar doğurabilir. Emek arzı olan tarım işçilerin büyük çoğunluğu emeklerini sergileyecekleri bir alan kalmayacağı ve istihdam edilemeyecekleri için işsiz kalacaklardır.Bunun sonucunda refah seviyeleri düşecek ve o toplumda ekonomik bir istikrarsızlık yaşanacaktır. Bu yüzden kıt kaynaklar ile mal üretirken yöntem seçimi de o ekonomi için büyük bir önem taşımaktadır.

C)Kimler için üretilecek?

İlk 2 sorunu çözdükten sonra daha sosyal bir sorun ile karşı karşıyayız. Bu soru sonunda aslında kimlerin zengin,kimlerin fakir olacağı belli olacak ve eğer adil bir gelir dağılımı ortaya çıkmaz ise o toplumda hükümet için tehlike çanları çalacaktır.Bu soru sonunda geçmişten bu yana gelen ideolojik ekonomik sistemler doğmuştur.Eğer bir ekonomide bir taraf çok zengin bir taraf ise oldukça fakir ise , o ekonomi sadece  zenginler için lüks mal üretimi yapmakta,fakirler için gereksinimlerini karşılayacakları zorunlu malları üretmektedir. Hangi ideolojik ekonomik yöntem kullanılırsa kullanılsın en büyük amaç halkın kıt kaynaklarla gereksinimlerini karşılayabilecek olmasıdır. Üretim artarsa gelişim artar,kaynaklar doğru ve etkin kullanılırsa işsizlik azalır, bütün kıt kaynaklar üretim faktörüne sokulursa istihdam alanı artar ve toplumların refah seviyesi yükselir.Bunların sonucunda ekonomik ve siyasal bir istikrar meydana gelir.

Bir ekonomi bir topluma hizmet ediyorsa onun kaçınması gereken tek bir durum vardır:

Bir kişiyi bile fakir yaparak,kitleleri zengin etmek…